'İşe korkuyla gidiyordu'
Telefonda kendisine '40 bin lira verelim, şikâyetinizden vazgeçin' denildiğini iddia eden Yağal, gözyaşları içinde şunları söyledi: "Bana tazminat parası vereceklerini hatırlatıp duruyorlar. Teklif ettikleri 40 bin lira bana eşimin getirdiği kuru ekmeğin yerine geçebilir mi? O para çocuğumun yarım kalan baba deyişini tamamlayabilir mi? Bu acı parayla ölçülmez. Acıma acı katıyorlar."
Eşinin yaklaşık bir yıldır çalıştığı inşaata korkuyla gittiğini anlatan Yağal, "Eve hep morali bozuk geliyordu. 13'üncü katta kaplama yaparken onu koruyan bir sistem olmadığını söyleyerek bana hep veda cümleleri kuruyordu. Çalışmak istemiyordu ama işsiz kalma korkusuyla bırakamadı. İnşaat sırasında 1 arkadaşını da düşme sonucu kaybetmiş, çok sayıda arkadaşının da yaralandığına şahit olmuştu " diye konuştu.
'Suçlular yargılansın'
Davada patron ve genel müdürün sorgulanmadığını belirten Selma Yağal, 'Hiçbir sonuç bana eşimi geri getiremez ama asıl suçluların sokakta gezmesini kaldıramıyorum' dedi. Yağal sözlerine şöyle devam etti, 'Mahkeme çıkışı bir çocuğun ağladığını gördüm. 11 işçiden birinin çocuğu sandım meğer tutuklu yargılananlardan birisinin kızıymış. Suçsuz insanlar yargılanıyor, asıl suçlular ortalıkta geziniyor' diye konuştu.
'Ölürken bile suçlanıyor'
Davayı takip eden İşçi Ölümlerine Son Platformu üyesi avukat Gökçesu Özgül de, ceza davalarında şikâyetten vazgeçilmesi halinde cezaların indirime uğraması nedeniyle yakınını kaybeden ailelere para teklifi yapıldığını söyledi. Özgül, "Sanık avukatları işçilerin elektrikli eşya çalıştırmak suretiyle yangına sebep olduklarını iddia ediyor. Ölürken bile suçlanıyorlar" dedi.